Son güncelleme: 27 Ekim 2026
Dişçi korkusu, diş tedavisi ya da randevu düşüncesiyle başlayan kaygıdır ve dünya genelinde yetişkinlerin yaklaşık yüzde 15’inde ölçeklerle saptanabilecek düzeyde görülür. Çoğu kişide randevuyu zorlaştırır ama engellemez. Kaygı randevuları yıllarca erteletecek kadar yoğunsa dental fobiden söz edilir ve ertelenen tedavi korkuyu besleyen yeni nedenler doğurur.
Dişçi korkusu çoğu zaman tek bir nedenden değil, iğnenin, tur aletinin sesinin, kontrolü kaybetme hissinin ve daha önce kötü geçen bir randevunun üst üste binmesinden doğar. Smile Craft olarak Antalya’dan hazırladığımız bu rehberde kaygı ile fobinin farkını, randevu öncesinde ve koltukta işe yarayan yöntemleri, çocuklarda korkuyu önlemenin yollarını ve profesyonel desteğin ne zaman gerektiğini anlatıyoruz.
Dental fobi nedir, sıradan dişçi korkusundan nasıl ayrılır?
Dental fobi, diş tedavisine karşı duyulan korkunun randevudan kaçınmaya dönüştüğü, genellikle altı ay ve daha uzun süren, kişinin kendi isteğiyle aşamadığı yoğun bir kaygı tablosudur. Sıradan diş hekimi korkusunda kişi gergin de olsa randevusuna gelir, fobide ise randevu iptal edilir, ertelenir ya da hiç alınmaz.
Amerikan Psikiyatri Birliği’nin tanı el kitabı DSM-5, dental fobiyi özgül fobiler arasında değerlendirir. Tanı için korkunun diş tedavisiyle neredeyse her karşılaşmada ortaya çıkması, gerçek tehlikeyle orantısız olması ve günlük yaşamı etkilemesi aranır. Diş hekimliğinde sık kullanılan kısa ölçeklerden Modifiye Dental Anksiyete Ölçeği (MDAS), beş soruyla 5 ile 25 arasında bir puan verir. Puanın 19 ve üzerinde olması yüksek kaygı ve olası fobi yönünde yorumlanır, ama tanıyı ölçek değil, ruh sağlığı alanında çalışan bir uzmanın değerlendirmesi koyar.
Ayrım kâğıt üzerinde net görünse de pek çok insan ikisinin arasında bir yerde durur. Tablo, kendinizi kabaca konumlandırmanıza yardım edebilir, tanı yerine geçmez.
| Özellik | Diş hekimi kaygısı | Dental fobi |
|---|---|---|
| Randevu düşüncesi | Birkaç gün önceden gerginlik, uyku düzeninde hafif bozulma | Haftalar önce başlayan yoğun sıkıntı, panik hissi |
| Randevuya gelme | Gergin de olsa gelinir | İptal, sürekli erteleme ya da hiç randevu almama |
| Koltuktaki beden tepkisi | Çarpıntı, terleme, kaslarda kasılma | Panik atağa benzeyen tepki, nefes daralması hissi, işlemi yarıda bırakma isteği |
| Süre | Randevu bitince hızla azalır | Aylarca ve yıllarca sürer |
| Ağız sağlığına etkisi | Genellikle sınırlı | Kontroller atlanır, sorunlar çoğu zaman ağrı başlayınca fark edilir |
| Genellikle işe yarayanlar | Hekimle iletişim, dur işareti, kısa randevu, nefes | Bunlara ek olarak bilişsel davranışçı terapi, bazı durumlarda hekim kararıyla sedasyon |
Diş hekimi korkusu neden olur?
Diş hekimi korkusunun başlıca kaynakları ağrı beklentisi, iğne korkusu, tur aletinin sesi ve kokusu, ağız açıkken kontrolü kaybetme hissi, geçmişte yaşanmış kötü bir deneyim, güçlü öğürme refleksi ve dişlerin durumundan duyulan utançtır. Çoğu kişide bu nedenlerden birkaçı birlikte bulunur ve birbirini güçlendirir.
Ağrı beklentisi listenin başında gelir. Pek çok yetişkinin aklındaki diş tedavisi, anestezi tekniklerinin ve iğnelerin bugünkünden farklı olduğu yıllara aittir. Kaygı yükseldiğinde ağrı eşiği de düşer ve normalde basınç olarak algılanacak bir his acı gibi yorumlanabilir. Yani korku yalnızca ağrıyı beklemekle kalmaz, hissedilen ağrıyı da artırabilir.
İğne ve tur aleti ikinci büyük başlıktır. King’s College London’ın diş kaygısı yüksek 130 kişiyle yaptığı değerlendirmede en çok korku uyandıran iki madde enjeksiyon ve tur aleti çıkmıştır. Tur aletinin tiz sesi ya da klinik kokusu bir kez kötü bir anıyla eşleştiğinde, yıllar sonra yalnızca o sesi duymak ya da o kokuyu almak bile kalp atışını hızlandırabilir. Koşullanma denen bu öğrenme biçimi, korkunun neden bazen mantıkla açıklanamadığını da gösterir.
Kontrol kaybı daha az konuşulan ama güçlü bir nedendir. Sırtüstü yatarken ağzı açık tutmak, konuşamamak ve ne yapıldığını görememek kişiyi çaresiz hissettirebilir. Güçlü öğürme refleksi olanlarda ölçü alma ya da arka dişlerde çalışma sırasında yaşanan boğulma hissi bu duyguyu büyütür.
Geçmiş deneyim ve utanç ise korkunun kalıcı olmasını sağlar. Dental fobi çoğu zaman çocuklukta yaşanan zor bir randevuya uzanır, aileden duyulan korku hikâyeleri de payını alır. Uzun süre diş hekimine gitmemiş kişilerde dişlerin durumu yüzünden yargılanma kaygısı ayrı bir engel oluşturur ve randevuyu bir kez daha erteletebilir.
Randevuyu ertelemek dişçi korkusunu neden büyütür?
Randevuyu ertelemek korkuyu kısa vadede rahatlatır ama uzun vadede büyütür, çünkü bakılmayan küçük bir çürük zamanla kanal tedavisi ya da çekim gerektiren bir soruna dönüşebilir. Daha uzun ve zorlu bir tedavi korkunun haklı olduğu hissini pekiştirir ve bir sonraki randevu daha da zor alınır.
İsveçli araştırmacı Berggren’in 1984’te tarif ettiği kısır döngü modeli süreci adım adım açıklar:
- Korku ve randevunun ertelenmesi
- Atlanan kontroller, büyüyen çürük ve diş eti sorunları
- Ağrıyla gelen acil başvuru, daha uzun ve zorlu tedavi
- Dişlerin durumundan duyulan utanç
- Güçlenen korku ve yeni bir erteleme
Avustralya’da yapılan geniş bir nüfus araştırmasında diş hekiminden çok korkanların yaklaşık yüzde 29’unda gecikmiş başvuru, bozulmuş ağız sağlığı ve yalnızca sorun çıkınca gitme üçlüsü birlikte görülmüş, korkusu olmayanlarda oran yüzde 12 civarında kalmıştır. Döngünün en kolay kırılan halkası, ağrı başlamadan alınan kısa bir kontrol randevusudur. Ağrısı olmayan bir dişte yapılan muayene hem işlem açısından daha hafiftir hem de olumlu bir deneyim biriktirmeye fırsat verir.
Diş hekimi korkusu nasıl yenilir, randevudan önce neler yapılabilir?
Diş hekimi korkusunu yenmenin ilk adımı, korkuyu saklamak yerine randevu alırken açıkça söylemek ve ilk ziyareti tedavi olarak değil, tanışma ve muayene olarak planlamaktır. Sabah saatine konan kısa randevular, güvendiğiniz birinin eşliği ve neyin yapılacağını önceden bilmek, beklemenin yarattığı gerginliği azaltabilir.
Randevu öncesinde işe yarayabilecek hazırlıklar şunlardır:
- Randevu alırken kaygınızı belirtmek
- Sabah saatini ve kısa bir seansı tercih etmek
- İlk ziyareti yalnızca muayene ve tanışma olarak planlamak
- Güvendiğiniz biriyle gelmek
- Kulaklık ve sevdiğiniz bir müzik listesi hazırlamak
- Sormak istediklerinizi önceden not etmek
Korkunuzu söylemek planı değiştirir. Kaygınızı bilen bir hekim süreci ona göre kurar, hangi adımın ne kadar süreceğini önceden anlatır, molaları baştan konuşur ve gerekirse işlemi daha kısa seanslara böler. Sabah randevusu, gün boyu o saati düşünerek gerilmenin önüne geçer. Kahve ve enerji içecekleri çarpıntı ve titreme gibi kaygı belirtilerini artırabildiği için randevu sabahı bunları azaltmak da yardımcı olabilir.
Kademeli başlamak çoğu kişi için daha kolaydır. Uzun süredir gitmediyseniz ilk seansı muayene ve diş taşı temizliği gibi kısa bir işlemle başlatmak, sonraki kapsamlı tedavilere zemin hazırlar. İşlemden sonra neyin normal olduğunu önceden bilmek de sürpriz korkusunu küçültür. Kanal tedavisi önerilen biri için kanal tedavisi sonrası ağrının kaç gün sürebileceğini ve hangi belirtide hekime dönüleceğini okumak belirsizliği azaltır.
Koltukta korku yükselirse ne yapılabilir?
Koltukta korku yükseldiğinde, kontrol duygusunu kişiye geri veren ve dikkati bedenin alarm tepkisinden uzaklaştıran yöntemler işe yarar. Önceden kararlaştırılmış bir dur işareti, her adımın yapılmadan önce anlatılması, yavaş ve uzun nefes vermek, kulaklıkla müzik dinlemek ve gerektiğinde kısa molalar bunların başında gelir.
Dur işaretinde randevu başlamadan anlaşın. Elinizi kaldırmanız gibi basit bir işaret, işlemin istediğiniz an duracağını bilmenizi sağlar. Çıkış yolunun var olduğunu bilmek tek başına gerginliği azaltabilir, çünkü korkunun önemli bir kısmı kapana kısılmışlık hissinden beslenir.
Her adımın yapılmadan önce kısaca anlatılması, çocuk diş hekimliğinde kullanılan anlat-göster-yap yönteminin yetişkinlere uyarlanmış hâlidir. Su püskürtücünün sesini dişe değmeden önce duymak, aleti görmek ve işlemin ne kadar süreceğini bilmek beynin sürprize hazırlanmasını sağlar.
Nefeste asıl iş nefes vermektir. Burundan sakin bir nefes alıp alışta harcadığınız sürenin yaklaşık iki katı kadar yavaş vermek, hızlanan kalp atışını yatıştırmaya yardımcı olabilir. Ağız açıkken burundan nefes almak öğürme hissini de hafifletebilir. Omuzları ve elleri bilinçli olarak gevşetmek, fark etmeden kasılan kasları çözmeye yardım eder.
Kulaklıkla müzik ya da sesli kitap dinlemek tur sesini bastırır ve dikkati başka yere çeker. Kontrollü klinik çalışmaları birleştiren derlemeler, diş tedavisi öncesinde ve sırasında müzik dinlemenin hem çocuklarda hem yetişkinlerde kaygıyı azalttığını gösteriyor. Korkunun kaynağına göre randevuda istenebilecek düzenlemeler tabloda özetlendi.
| Korkunun kaynağı | Randevuda yapılabilecek |
|---|---|
| Ağrı beklentisi | Uyuşmanın işleme başlamadan test edilmesini istemek, keskin bir his olursa hemen işaret vermek |
| İğne | Yüzeye sürülen jelin yeterince beklenmesi, iğneyi görmemek için gözleri kapatmak, ilacın yavaş verilmesi |
| Tur aletinin sesi ve kokusu | Kulaklıkla müzik, sesin ne zaman başlayacağını önceden duymak |
| Kontrol kaybı | Dur işareti, her adımdan önce kısa açıklama, koltuğun biraz daha dik konuma alınması |
| Geçmişte kötü bir deneyim | Yaşananı ilk görüşmede anlatmak, işlemi küçük adımlara bölmek |
| Dişlerin durumundan utanç | İlk randevuyu yalnızca muayeneyle sınırlamak, planı yazılı olarak istemek |
| Öğürme refleksi | Burundan nefes, kısa aralıklarla çalışma, ölçü ve röntgen sırasında mola istemek |
Lokal anestezi nasıl yapılır, iğne acıtır mı?
Diş tedavisindeki lokal anestezide önce iğnenin gireceği diş eti kurulanır ve yüzeyi uyuşturan bir jel sürülür, ardından çok ince bir iğneyle ilaç yavaşça verilir. Doğru uygulandığında iğnenin hissi çoğu kişide kısa bir batma ya da basınçla sınırlı kalır ve uyuşma oturduktan sonra işlem sırasında keskin ağrı beklenmez.
Topikal jel bir iki dakika beklendiğinde iğnenin gireceği noktadaki yüzey uyuşur ve ilk temas hissi azalır. Klinik çalışmalarda yüzeye sürülen jelin ve titreşim uygulamasının iğne girişindeki ağrıyı azalttığı bildirilmiştir. İlacın hızı da önemlidir, sıvı yavaş verildiğinde doku gerilmez ve basınç hissi hafifler. Lokal anestezinin diş tedavisinde nasıl uygulandığını ve çeşitlerini ayrı bir yazıda adım adım anlattık.
Uyuşma oturduktan sonra basınç, titreşim, su ve soğuk hissi devam eder. Bunlar anestezinin tutmadığı anlamına gelmez. Keskin, zonklayan ya da elektrik çarpması gibi bir his duyarsanız işaretle durdurun, hekim bekler ya da ek anestezi uygular. İltihaplı ve uzun süredir ağrıyan dişlerde anestezinin tutması zorlaşabilir, korkuyla ertelenen tedavinin bir bedeli de budur. İşlemden sonra dudak ve dildeki uyuşukluğun ne kadar sürdüğünü bilmek, eve döndükten sonraki saatleri de öngörülebilir kılar.
Dişçi korkusunda sedasyon ne zaman gündeme gelir?
Sedasyon, iletişim ve davranış yöntemlerine rağmen tedavinin yapılamadığı ileri dental fobide, güçlü öğürme refleksinde ve uzun cerrahi işlemlerde hekimin değerlendirmesiyle gündeme gelen, kaygıyı ilaç desteğiyle azaltan bir yöntemdir. Sedasyonun kendisi ağrıyı kesmez, bu yüzden işlem bölgesine yine lokal anestezi yapılır.
Sedasyonla korku ortadan kalkmaz, o günkü tedavi mümkün hâle gelir. Korkunun kendisi üzerinde çalışmak isteyen biri için sedasyon, psikolojik destekle birlikte düşünülebilir. Uygunluk kararı korkunun derecesinden çok genel sağlık durumuna, kullanılan ilaçlara ve planlanan işlemin süresine bağlıdır ve muayene ile tıbbi öykü değerlendirildikten sonra verilir. Yöntem türlerini, hazırlığı ve kimler için uygun olduğunu diş tedavisinde sedasyon yazımızda ayrıntılı olarak anlattık.
Çocuklarda diş hekimi korkusu nasıl önlenir?
Çocuklarda diş hekimi korkusunu önlemenin temeli, ilk ziyareti ağrı başlamadan, yalnızca kontrol amacıyla ve erken yaşta yapmak, böylece çocuğun klinikle ilk tanışmasını sakin bir deneyime dönüştürmektir. Amerikan Pediatrik Diş Hekimliği Akademisi ilk muayeneyi ilk süt dişinin çıkışından sonraki altı ay içinde, en geç bir yaşında önerir.
Diş hekimi korkusu küçük yaşlarda yetişkinlere göre daha sık bildirilir. Dünya genelindeki çalışmaları birleştiren bir derlemede küçük çocukların yaklaşık üçte birinde diş korkusu ve kaygısı saptanmış, daha önce hiç diş hekimine gitmemiş ya da çürük deneyimi olan çocuklarda risk daha yüksek bulunmuştur. İlk ziyaretin ağrıyan bir dişle yapılması, çocuğun klinikle ilk bağının ağrı üzerinden kurulması anlamına gelir.
Çocuk, randevuya ebeveyninin yüzünde gördüğü ifadeyle girer. Araştırmalar ebeveyn ile çocuk korkusu arasında özellikle sekiz yaş ve altında belirgin bir ilişki bildiriyor. Çocuklarda diş hekimi korkusunu önlemek için şunlar önerilir:
- İlk muayeneyi ağrı başlamadan yaptırmak
- “İğne”, “acımak”, “çekmek” gibi kelimeleri kullanmamak
- Diş hekimini ceza ya da tehdit olarak anmamak
- Evde oyunla diş sayma ve ağız açma alıştırması yapmak
- Kendi kaygınızı çocuğun yanında dile getirmemek
- Randevudan sonra çocuğun cesaretini övmek
İyi niyetli “hiç acımayacak” cümlesi bile çocuğun aklına acıyı getirir. Ne olacağını anlatan sade bir dil daha çok işe yarar: “Diş hekimi dişlerini sayacak, temiz mi diye bakacak.” Korkusu oluşmuş bir çocukta ilk adım zorlamak değil, kısa ve olumlu alıştırma ziyaretleridir. Tedavi ertelenemiyorsa yöntemi çocuğun yaşı, iş birliği ve ihtiyacı birlikte değerlendirilerek hekim belirler. Kontrolleri okul takvimi gibi sabit bir döneme bağlamak da alışkanlık kazandırır, okula dönüşte diş kontrolü bunun için iyi bir hatırlatıcıdır.
Dental fobide psikolojik destek ne zaman gerekir?
Randevuyu yıllardır erteleyen, diş hekimini düşünmek bile panik yaşatan ya da ağrısına rağmen başvuramayan kişilerde psikolojik destek önerilir ve bu alanda en çok araştırılan yöntem bilişsel davranışçı terapidir. Terapi korkuyu besleyen düşünceleri ele alır ve kişiyi kademeli maruz bırakma ile adım adım tedavi koltuğuna hazırlar.
King’s College London’ın 2015’te British Dental Journal’da yayımlanan değerlendirmesinde, psikolog yönetimindeki bilişsel davranışçı terapi hizmetine başvuran 130 kişilik grupta katılımcıların yaklaşık yüzde 79’u terapi sonrasında diş tedavisini sedasyon olmadan yaptırabilmiştir. Sedasyonsuz tedaviye geçene kadar gereken seans sayısı ortalama beş olmuştur. Aynı grubun üçte birinden fazlasında yüksek genel kaygı da saptanmıştır. Dental fobi bazen tek başına değil, daha geniş bir kaygı tablosunun parçası olabilir.
Kademeli maruz bırakma, kişinin korktuğu durumla kendi kontrolünde, küçük ve öngörülebilir adımlarla yeniden karşılaşmasıdır. Basamaklar kişiye göre değişir, örnek bir sıra şöyle olabilir:
- Kliniğin önünden geçmek ve bekleme salonunda birkaç dakika oturmak
- Koltuğa oturup ağız aynasıyla dişlere kısaca bakılmasına izin vermek
- Tur aletinin sesini dişe değmeden dinlemek
- Diş taşı temizliği gibi kısa bir işlem
- Lokal anestezi ile küçük bir dolgu
Her basamakta kaygı belirgin biçimde düşene kadar beklenir, bir sonrakine kişi hazır hissettiğinde geçilir. Türkiye’de bu desteği psikolog ya da psikiyatri hekimi verir. Terapinin sürmesi, ağrı veya enfeksiyon gibi acil bir durumda diş tedavisinin bekletilmesi anlamına gelmez.
Korkuya rağmen hangi durumlarda beklemeden diş hekimine gidilmeli?
Yüzde ya da boyunda şişlik, ateş, yutkunma veya nefes almada güçlük, uykudan uyandıran zonklayıcı ağrı, diş etinden gelen akıntı ve darbe sonrası kırılan ya da yerinden oynayan diş, korku ne kadar yoğun olursa olsun ertelenmemesi gereken durumlardır. Nefes ve yutma güçlüğünde doğrudan acil servise başvurulur.
| Belirti | Neden beklenmemeli | Ne yapılmalı |
|---|---|---|
| Yüzde ya da boyunda şişlik, ateş | Yayılan bir diş enfeksiyonu olabilir | Aynı gün diş hekimi, genel durum bozuksa acil servis |
| Yutkunma veya nefes almada güçlük | Enfeksiyon hava yolunu etkiliyor olabilir | 112 ya da en yakın acil servis |
| Uykudan uyandıran zonklayıcı ağrı | Sinir iltihabı ya da apse olabilir, iltihaplı dokuda anestezi daha zor tutar | Bir iki gün içinde diş hekimi |
| Diş etinde şişlik, akıntı, kötü tat | Apse belirtisi olabilir | Kısa sürede diş hekimi |
| Darbe sonrası kırılan, oynayan ya da yerinden çıkan diş | Yerinden çıkan kalıcı dişte ilk dakikalar ve saatler önemlidir | Hemen diş hekimi |
Korkunuz yoğunsa klinik ararken bunu söylemek acil randevunun planlanmasını da değiştirir. Acil ziyaret çoğu zaman ağrıyı ya da enfeksiyonu kontrol altına alan kısa bir müdahaleyle sınırlı tutulabilir, kapsamlı tedavi kendinizi hazır hissettiğiniz sonraki seanslara bırakılabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Dişçi korkusu üzerine Ekşi Sözlük gibi forumlarda okunan deneyimler gerçeği yansıtır mı?
Ekşi Sözlük gibi forumlardaki dişçi korkusu yazıları kişisel deneyimlerdir. Okuyanın kaygısını artırabilir, aynı zamanda yalnız olmadığını da gösterebilir. Kötü geçen bir randevuyu anlatan yazı, aynı işlemin herkeste öyle geçeceği anlamına gelmez, çünkü teknik, hekimle iletişim ve dişin o günkü durumu kişiden kişiye değişir. Sizi korkutan bir anlatıyı soru olarak not edip muayenede sormak daha doğru bilgi verir.
Diş hekimi korkusu yaşla birlikte kendiliğinden geçer mi?
Derlemelerde diş korkusu kadınlarda ve genç yetişkinlerde daha sık bildirilir, yani bazı kişilerde yaşla hafifleyebilir. Kaçınma sürdüğü sürece korkunun kendiliğinden geçmesi ise pek beklenmez, çünkü korkuyu azaltan şey çoğu zaman yeni ve olumlu deneyimlerdir. Sorunsuz geçen her kısa kontrol, bir sonraki randevuyu biraz daha kolaylaştırır.
Diş hekimine korktuğumu söylemem işlemi uzatır mı?
Korkuyu söylemek işlemi birkaç dakika uzatabilir ama çoğu zaman tedaviyi kolaylaştırır. Adımlar önceden anlatılır, molalar baştan planlanır ve gerekirse işlem kısa seanslara bölünür. Gergin oturan birinde çene ve boyun kasları gerilir, ağzı açık tutmak zorlaşır, sessizce dayanmaya çalışılan bir randevu da yarıda kalabilir. Açıkça konuşmak hem o günü hem sonraki randevuları rahatlatır.
Randevudan önce kendi kendime sakinleştirici ilaç alabilir miyim?
Hekiminize danışmadan sakinleştirici ilaç almamalısınız. Bazı sakinleştiriciler diğer ilaçlarla etkileşime girebilir, dikkati ve solunumu baskılayabilir, o gün araç kullanmanızı da engeller. Kaygınız ilaç gerektirecek kadar yoğunsa bunu diş hekiminizle, gerekirse psikiyatri hekimiyle konuşun. İlaç gerekip gerekmediğine ve nasıl kullanılacağına muayene ile sağlık öykünüz değerlendirildikten sonra hekim karar verir.
Dental fobi tamamen geçer mi?
Pek çok kişi terapi ve olumlu randevu deneyimleriyle düzenli kontrollere gidebilecek düzeye gelir. Bazı kişilerde hafif bir gerginlik kalabilir. Hedef sıfır kaygı değil, kaygıya rağmen tedaviyi sürdürebilmektir. Uzun ara verildiğinde korku geri dönebildiği için kontrolleri aksatmamak ve küçük sorunları ağrı başlamadan çözdürmek kazanılan ilerlemeyi korur.
Yıllardır diş hekimine gitmedim ve dişlerimden utanıyorum, nereden başlamalıyım?
Uzun süre bakım görmemiş bir ağzı değerlendirmek diş hekimliğinin olağan işidir ve muayene bir yargı değil, durum tespitidir. İlk randevuyu muayene ve röntgenle sınırlamak, tedavi planını yazılı olarak almak iyi bir başlangıçtır. Öncelik ağrı ve enfeksiyon kaynaklarına verilir, geri kalan işlemler sizin hızınıza göre sıraya konur.
İlk randevuda mutlaka tedavi yapılması gerekir mi?
Gerekmez. Ağrı ya da enfeksiyon yoksa ilk görüşme muayene, gerekli röntgenler ve tedavi planının konuşulmasıyla sınırlı tutulabilir. Kişi planı görüp sorularını sorarak bir sonraki seansa daha hazırlıklı gelir. Acil bir sorun varsa ağrıyı gideren kısa bir müdahale yapılır, kapsamlı tedavi sonraki seanslara bırakılabilir.
Dişçi korkusu bir zayıflık değil, öğrenilmiş ve çoğu kişide yönetilebilen bir tepkidir. Smile Craft olarak Antalya’da randevu alırken kaygınızı belirtmenizi ve ilk görüşmeyi tanışma ile muayene olarak planlamayı konuşmanızı öneriyoruz. Korku randevunuzu aylardır erteletiyorsa ya da şişlik, ateş veya uykudan uyandıran bir ağrı varsa beklemeden bir diş hekimine başvurun.
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır, tıbbi tavsiye yerine geçmez. Kişiye özel değerlendirme muayene sonrası yapılır.
İlgili İçerikler

